"ben seni hiç unutmadım, özlediğim kadar hatırladım."

"söylenecek çok şey var ama ben şimdilik ”iyiyim” diyorum."

Gitmek sana yakışmıyor sevgili. Üzerine hiç yakışmayan bir giysi bu, bensizlik. Benim hiç beceremediğim, kendime yakıştıramadığım bir sensizliğim var. Bugün yine sensizliğin beni yendiği günlerden birisi, baş edemediğim bir duygu, duygudan çok daha gerçek bir acı bu. Hüzünle dolu bir şarkı gibi sensizlik. Cümlelere kolayca sığmak için zaman geçmesi gerekiyor. Şarkının en güzel yerinde gözlerden yaş gelmesi gibi ya da sensizlik. Şarkıların en güzel yeri seni aklıma düşüren yeri. Bu yüzden içimdeki bu müzik düşkünlüğü.
Zaten seni bugün hatırlatan da yalnızca bir şarkıydı.
Acı çekmeyi kolaylaştıran, unutmayı zorlaştıran şarkılar var, seni aklıma düşüren şarkılar. Onları dinlediğim zaman seni unutmaya kıyamıyorum. Seni unutmak istediğimde, ellerim, gözlerim yani sana dair her bir parçam isyan ediyor. Hücrelerim bana karşı koyuyor. Hayallerimde sıkışıp kalıyorum öyle zamanlarda. Sana dair ne varsa hepsi birleşip beni iki büklüm bırakıyor. Ama bu acı o kadar gerçek ki, seni bana sevdiriyor. Var olduğunu en güzel hayalim olmadığını anlatıyor sanki bana bu acı. Sana dair diye onu da seviyorum.Üzerime sinmişliğin var sevgili, kokunu içime çekmişliğim var. Ve unutma hala son bir öpücük borcun var bana, kokuluca öpüyorum seni en güzel yerinden; özleminden. 

Gitmek sana yakışmıyor sevgili. Üzerine hiç yakışmayan bir giysi bu, bensizlik. Benim hiç beceremediğim, kendime yakıştıramadığım bir sensizliğim var. Bugün yine sensizliğin beni yendiği günlerden birisi, baş edemediğim bir duygu, duygudan çok daha gerçek bir acı bu. Hüzünle dolu bir şarkı gibi sensizlik. Cümlelere kolayca sığmak için zaman geçmesi gerekiyor. Şarkının en güzel yerinde gözlerden yaş gelmesi gibi ya da sensizlik. Şarkıların en güzel yeri seni aklıma düşüren yeri. Bu yüzden içimdeki bu müzik düşkünlüğü.

Zaten seni bugün hatırlatan da yalnızca bir şarkıydı.

Acı çekmeyi kolaylaştıran, unutmayı zorlaştıran şarkılar var, seni aklıma düşüren şarkılar. Onları dinlediğim zaman seni unutmaya kıyamıyorum. Seni unutmak istediğimde, ellerim, gözlerim yani sana dair her bir parçam isyan ediyor. Hücrelerim bana karşı koyuyor. Hayallerimde sıkışıp kalıyorum öyle zamanlarda. Sana dair ne varsa hepsi birleşip beni iki büklüm bırakıyor. Ama bu acı o kadar gerçek ki, seni bana sevdiriyor. Var olduğunu en güzel hayalim olmadığını anlatıyor sanki bana bu acı. Sana dair diye onu da seviyorum.Üzerime sinmişliğin var sevgili, kokunu içime çekmişliğim var. Ve unutma hala son bir öpücük borcun var bana, kokuluca öpüyorum seni en güzel yerinden; özleminden. 

"ve acı her yerdeydi."

ağlamamak için kendini sıkma durumu.

"Ben herkeste seni sevdim."

”Bir sen ol, bir kahve. Huzurum olun.” 
Bir dünya hayal ettim ben, adını sen koydum. Minik ütopyamda debelenip durdum. O dünya fazla sendi, o dünya fazla sen kokuyordu. O dünyadaki mavilerin içine en çok senin varlığın yakışıyordu. Sen her şeye yakışıyordun sevgili, ama en çok bana yakışıyordun. Sen hep güzeldin ama benimle başka güzeldin. Bana başka gülüyordun, başka üzülüyordun. Bense seni kuşları sever gibi seviyordum. Seninle mutlu olmak kolaydı ve ben seninle en çok ‘mutlu’ oluyordum. Seninle olmak bulutlarda olmak gibiydi, dokununca şiir olacak gibiydin. Bir dokunuşunla tüm kelebeklerin midemde toplanması gibi, gözlerimin huzurdan kapanması gibi, anın sonsuzlaşmasını ister gibiydi seni sevmek. Yanımda olmadığın zaman senin ütopik olmadığını çektiğim acılardan biliyordum. Sen gerçektin. Sen benim gerçeğimdin. En çok bana yakışan bir gerçek. Kırmızı arabalar, masmavi bir gökyüzü, ılık bir su vardı ütopyamda yanımda da sen vardın. Ütopyam sen kokuluydu. Yağmurlar vardı sonra, beraber ıslanırdık. 
    Sırılsıklam severdim seni yağmur zamanında. 
Şubat ayının en güzel gününde kollarında üşürdüm, bir çayla bir kahve sımsıkı sarardı bizi, senin beni sardığın gibi. Bir güzellik yapıp avuç içlerini hediye ederdin bana. ve bende seni en çok avuç içlerinden severdim. ve seni en çok kokundan özlerdim.

”Bir sen ol, bir kahve. Huzurum olun.” 

Bir dünya hayal ettim ben, adını sen koydum. Minik ütopyamda debelenip durdum. O dünya fazla sendi, o dünya fazla sen kokuyordu. O dünyadaki mavilerin içine en çok senin varlığın yakışıyordu. Sen her şeye yakışıyordun sevgili, ama en çok bana yakışıyordun. Sen hep güzeldin ama benimle başka güzeldin. Bana başka gülüyordun, başka üzülüyordun. Bense seni kuşları sever gibi seviyordum. Seninle mutlu olmak kolaydı ve ben seninle en çok ‘mutlu’ oluyordum. Seninle olmak bulutlarda olmak gibiydi, dokununca şiir olacak gibiydin. Bir dokunuşunla tüm kelebeklerin midemde toplanması gibi, gözlerimin huzurdan kapanması gibi, anın sonsuzlaşmasını ister gibiydi seni sevmekYanımda olmadığın zaman senin ütopik olmadığını çektiğim acılardan biliyordum. Sen gerçektin. Sen benim gerçeğimdin. En çok bana yakışan bir gerçek. Kırmızı arabalar, masmavi bir gökyüzü, ılık bir su vardı ütopyamda yanımda da sen vardın. Ütopyam sen kokuluydu. Yağmurlar vardı sonra, beraber ıslanırdık. 

    Sırılsıklam severdim seni yağmur zamanında. 

Şubat ayının en güzel gününde kollarında üşürdüm, bir çayla bir kahve sımsıkı sarardı bizi, senin beni sardığın gibi. Bir güzellik yapıp avuç içlerini hediye ederdin bana. ve bende seni en çok avuç içlerinden severdim. ve seni en çok kokundan özlerdim.